Bültenlere Dön

 

 

 

DİYARBEKİR (AMİD)’DE EBULFETH MELİKŞAH ADINA YAZILMIŞ KİTABELER VE ŞEHRİN SELÇUKLU İMPARATORLUĞUNA İLHAKI

(Devam)

 

 

İbrahim ARTUK

 

İsfahan’da Melikşah ile temasa gecen Mervanoğlu Mansur’a ülkesi yerine hangi yerin emaretini arzuladığı sorulduğunda, kendisi ile alay edildiğini zannederek, kederli bir halde “göğsümden girip arkamdan çıkan bir harbe istiyorum” cevabını vermişti. Nitekim İbn el-Erzak bu halet-i ruhiyyeyi çok güzel tasvir eder [1].

 

 

İbn Mervan’ın bu sözleri üzerine, Bağdad’ın biraz yukarısında bulunan Harbi Nahiyesi kendisine ikta’ olarak verildi. Mansur Elcezire’de 486 senesinde ölünce cesedi Diyarbakır’a getirilerek, amcası Emir Sa’d’ın kızı olan Zevcesi Sit el-Nas tarafından, Dicle’ye bakan Reis ül-Kasr’daki türbeye gömüldü [2] (Kanaatimize göre, Reis ül-Kasr eski Vilayet Konağının bulunduğu yerdir).

 

Sultan Melikşah zamanında Diyarbekir Büyük Selçuk İmparatorluğu’na bağlı bir Emaret haline getirilmiş ve Fahr el-Devle buranın emaretinde iki sene kalmıştır. Fakat Sultan Mervanilerin hazinesinin kendisinden kaçırıldığını duyunca baba ve oğlu azlederek, aşağıdaki kitabelerde adı geçen Kuvam el-Din Ebu Ali’yi tayin elti.

 

Urfa kapısının güneyinde Evli Beden ile Sımar mevkii arasında bulunan dikdörtgen bir burcun üzerinde, çiçekli bir hatt-ı kufi ile yazılmış, iki aslan ve bir kartal, satırlar arasında hayvan motiflerini ihtiva eden bir kitabe vardır. Kitabe mürur-u zaman ile bozulmuştur. Bu muhteşem borcun yukarısı da bakımsızlıktan yıkılmış durumdadır. Kitabenin tarihi 481 (1088) olup şunlar okunmaktadır:

 

 

İkinci kitabe, Yedikardeş Burcu’nun doğusundaki dikdörtgen kitabedir. Bu Kitabe birinci kitabeden daha okunaklı, hatta Mervanoğulları'nın yazısından daha süslü bir çiçekli kufi ile yazılmış ve hayvan motifleri ile süslenmiş olup beş satırdan ibarettir. Kitabenin tam üstünde karşılıklı, aksi istikâmete koşan, kalkık kuyruklu, eğer ve dizginli, süvarisiz iki at tasviri görülmektedir. Kitabe 482 (1089) tarihini taşımakta olup birinci satırın başında ve sonunda karşılıklı iki dişi aslan, yüzler birbirine müteveccih ve yürüyüş halinde görülmektedir:

 

 

Beşinci satırın tam yukarısında karşılıklı, yürüyüş halinde, iki, boynuzlu ceylana benzer hayvanlar görülmekte, aynı satırın baş ve sonlarında, karşılıklı iki ongun vardır.

 

 

Kitabelerde gördüğümüz unvanlarını, Melikşah’ın çeşitli sikkeleri üzerinde de bulmak mümkündür [3].

 

Kitabede Sultan’ın isim ve unvanından sonra şehrin valisi ve­ya hâkiminin ismi gelmektedir. Filhakika 479 senesinde, Fahr el-Devle azledilmiş, yerine Kuvam el-Mülk Ebu Ali el-Belehi’nin getiril­miş olduğunu söylemiştik. İşte kitabede okunan Kuvüm el-Mülk Şems el-Din Umdet el-Devle Ebu Ali el-Hasan bu zattır. Nitekim tarihçi İbn el-Esir 479 Senesi Vukuatında [4]:

 

Bütün bu inşaatı idare eden Diyarbekir Kadısı Ebu Nasr Muhammed bin Abd el-Vahid’dir. Surun tamirini yapan Muhammed b. Selâme adlı mühendisin de Urfa’lı olduğu lakabınden anlaşılmaktadır.

 

 

                  

 

 

 

 

 


  1. İbn el-Azrak, Tarih el-Fariki 149 a.

  2. İbn el-Azrak, Tarih el-Fariki 247.

  3. George C. Miles, The Numismatic History of Rayy, The American Numiamatic Society 1938; s. 207; İbrahim-Cevriye Artuk, İstanbul Arkeoloji Müzeleri Teş­hirdeki İslami Sikkeler Kataloğu, İstanbul 1970, C. I, s. 345.

  4. İbn el-Esir, C. 10, s. 65.

 

 

 

Başa Dön