Bültenlere Dön

 

 

 

SON DEVİR ANADOLU SELÇUKLULARI PARALARI

 

 

Tuncay AYKUT

 

Bu seminerde kendime konu olarak seçtiğim, Anadolu Selçuklu Sikkesi toplayan ve koleksiyon yapan arkadaşlarımın dikkatini çeken, karışık dönemlerin başlangıcı sayılabilecek 646-660 H arası devridir. Bu devirde artık Anadolu Selçuklu Devletinin kudretli hükümdarları yoktur. Yine onların soyundan gelen, fakat çocuk yaşta tahta geçtiklerinden dolayı, muhteris devlet adamlarının elinde, onların istekleri doğrultusunda harekete zorlanan ve diğer taraftan Kösedağ Savaşı sonucunda bağımlı hale geldikleri Büyük Hanlar’ın siyasî ve malî tazyiki altında bulunan genç, tecrübesiz hükümdarlar vardır. Yine de devletin temeli sağlam olduğundan sık sık vuku bulan savaşlarda çok kayba uğramasına rağmen devlet daha uzun bir süre ayakta kalacaktır.

 

Bu devre ait meskûkâtı tetkik edenler, aynı tarihlerde, aynı darphanede ayrı ayrı Sultanlar adına sikke kesilmesine şaşıracaklardır. Zira kısaca anlatacağımız gibi siyasî vaziyet bu 14 yıl içinde o kadar çok değişmiştir ki, sikkelerdeki tarih ve darp yeri karışıklığından bunların çoğunun sahte olduğu düşünülebilir. Bu devire ait sahte sikke görülmüştür ama sahtelerini tespit etmek dikkatli bir koleksiyoncu için zor değildir.

 

Konumuz olan 14 yılın karışık olaylarına kısaca temas edersek:

 

643 H’de Keyhüsrev II’nin ölümü üzerine, üç erkek evlâdından yaşça en büyük olan Keykâvus, devlet büyüklerinin isteği üzerine tahta çıkarıldı. 643-646 H arasında tek başına hükümdar olan Keykâvus II’nin bu ilk cülusuna ait sikkeleri mevcuttur [1]. 646 H yılında Moğolların Büyük Hanı değiştiğinden, yeni Han’ın cülus merasimi için bütün bağımlı devletlerin hükümdarları Karakurum’a giderken, Selçuklu hükümdarı Keykâvus II kendi yerine vekil olarak ortanca kardeşi Kılıç Arslan’ı Han’ın Başkentine gönderdi. Ama bu hareketi başına büyük bir gaile açtı. Zira Han, Kılıç Arslan’a ağabeyinin azlini ve kendisinin Sultan olduğunu bildiren bir yarlık vermiş. Kılıç Arslan da bu yarlığa dayanarak Sivas’ta hükümdarlığını ilân etmişti. Kılıç Arslan’ın 646 H tarihini taşıyan Sivas’ta kesilmiş altın ve gümüş sikkesi pek sanatkârane bir tarzda hazırlanmış ve Sultanı atının sırtında olarak gösteren güzel bir tasvir de konulmuştur ki bu tip bir resim bütün Selçuklu sikkelerinde ancak bakırlarda rastladığımız süvari resimlerinin altın sikkelerde tek, gümüş sikkelerde ise Süleyman II ve Melik-i Mansur Keykubad’ın arkasından gelmektedir (Resim 1).

 

El-İmam-ü’l Müstasım billah

Emirü’l mü’minin

Çevrede:

Duribe haze’d dirhem

bi-Sivas sene sitte ve erbain ve sittemi’e (646)

Çevrede:

es-Sultanü’l a’zam Rüknü’d

dünya ve’d din Kılıç-Arslan

bin Keyhüsrev kasim emirü’l

mü’minin

 

Ancak devletin iki hükümdarlı hale gelmesi ve memleketin bölünme tehlikesi ile karşı karşıya kalması büyük devlet adamı Celâleddin Karatay’ın bulduğu bir çare ile bertaraf edildi. Bu formüle göre Keyhüsrev II’nin üç oğlu da müştereken taht’a geçecekler ve hutbe, sikke ve kitabede yaş sırasına göre isimleri söylenecek ve yazılacaktı. 647 H den itibaren payitaht Konya ve Sivas’ta darbedilen sikkeler 657 H dâhil, bu üç ismi taşımaktadır. Yalnız Anadolu Selçuklu Devleti’nin değil, belki de İslâm âleminin en kalabalık hükümdar ismi bu sikkeler üzerinde görülmektedir (Resim 2).

 

 

Sadece isim yazılı olan yüzü verilmiştir.

es-Selatinü’l eazim İzzü’d dünya ve’d din

Keykavus ve Riknü’d dünya ve’d din Kılıç-Arslan

ve Alaü’d dünya ve’d din Keykubad benu Keyhüsrev

bürahin  emirü’l mü’minin

 

Üç kardeşin müşterek saltanatı pek uzun sürmedi, etrafındaki muhteris Emirler iki büyük kardeşi birbirine düşürmekte gecikmediler. Kardeşlerin en küçüğü olan Keykubad, babası tarafından veliahd olarak gösterilmiş ise de ancak müşterek saltanat sırasında ismen hükümdarlık yapabiliyordu, babasının ölümünde çocuk yaşta (7-8 yaşlarında) olduğundan daima ağabeylerinin arkasında kalmıştır. 651 H’da Büyük Han’ın değişmesi ve Mengü Han’ın cülus törenleri sebebiyle yine Karakurum’a davet gelince Büyük Kardeş Keykâvus, istemiyerek yola çıktı. Ancak daha Anadolu’dan ayrılmadan Vezir C. Karatay’ın ölümü haberini aldığında, memleket işlerinin karışacağından endişelenerek geri döndü ve yerine küçük kardeşi Keykubad’ı gönderdi. Kıpçak yolu ile önce Batu Han’a gitmek üzere yola çıkan Keykubat yolda öldü ya da öldürüldü. Yanındaki emirler yola devam ettiler ve Sultanları temsilen Han’ın huzuruna çıktılar.

 

Gerçekten Keykâvus’un endişesi yerinde idi. Ortanca kardeş Kılıç Arslan, etrafındakilere uyarak Konya’dan ayrılmış, önce Kayseri’ye gitmiş, burada ve Sivas’ta 652 H tarihini ve küçük kardeşi Keykubad’ın da ismini taşıyan sikkeler kestirmiştir [2]. Yazılı kaynaklara nazaran Keykubad’ın ölümünden sonra olduğu kesinleşen ayrılma hareketi ile bu sikkelerde görülen Keykubad’ın ismi mes’elesini naaıl açıklamak lâzımdır? Herhalde Kılıç Arslan, kardeşinin taraftarlarını kendisine çekmeği düşünmüştür (Resim 3-4).

 

es-Sultanü’l a’zam

Rüknü’d dünya ve’d din

Kılıç-Arslan

es-Sultanü’l mu’azzam

Alaü’d dünya ve’d din

Keykubad ebna Keyhüsrev

el-İmamü’l Müstasım billah

Emirü’l mü’minin

Duribe haze’d dirhem

bi-Kayseriyye sene isneteyn hamsin ve sittemi’e (652)

 

es-Sultanü’l a’zam

Rüknü’d dünya ve’d din

Kılıç-Arslan ve Alaü’d dünya ve’d din Keykubad ebna Keyhüsrev burhan emirü’l mü’minin

Lailahe illallah

Muhammedün resulullah

el-Müstasım billah Emirü’l mü’minin

Duribe bi-Sivas fi isneteyn hamsin sittemi’e (652)

 

Kılıç Arslan’ın isyanı üzerine iki kardeş arasında vuku bulan savaşta Kılıç Arslan mağlub olarak Bergulu kalesine hapsolundu. İki yıla yakın bir zaman Keykavus II tek başına hükümdar olduğu halde, bu yıllarda üç kardeşin isimlerini taşıyan sikkeler kesilmeğe devam etmiştir. Moğollarla arası her zaman açık olan Keykavus II, 654 H’de Baycu Noyan ile savaştı ve mağlup oldu. Konya’dan kaçarak Alâiye’ye gidince, kardeşi Moğolların yardımı ile hapisten çıktı ve 655 H’nin ilk haftalarında Selçuklu tahtına oturdu. Keykavus, Aiâiye’den İznik İmparatoru’nun yanına gelerek Anadolu’ya dönüş için uygun zaman beklemeye başladı. Moğolların birkaç ay içinde Anadolu’yu terk etmeleri üzerine de, yanında bulunduğu İznik İmparatoru’ndan da yardım alarak Konya tahtına sahip oldu. İşte bu tarihten itibaren memleketin bazı yerlerinde Keykavus II, bazı yerlerinde de Kılıç Arslan IV adına sikkeler kesildiği görülmektedir Elimizde bulunan paralarına göre 655 H tarihinde Keykavus II, Ankara, Gümüşpazar; Kılıç Arslan IV, Madenşehîr ve Sivas; üç kardeş adına da Konya ve Sivas’ta sikke kesildiği görülmektedir.

 

656 H’de de durum devam etmektedir.

 

Keykavus II: Lülüe, Develü, Gümüşpazar, Malatya, Sivas, Konya.

Kılıç Arslan IV: Sivas, Erzincan.

Üç kardeş müşterek: Lülüe, Konya ve Sivas.

 

Görülüyor ki bu darpyerlerinden Sivas, her üç listede de mevcuttur. Sivas baskılı Keykâvus II ve Kılıç Arslan IV sikkeleri isim ve unvan kısımları hariç aynıdır. Sivas Darphanesinde ay isimleri de yazılmaktadır. “Rebiü’l evvel”, “Safer” ve “Ramazan” tesbit edebildiğimiz müşterek ay isimleridir Üç kardeşin adına basılan dirhem ise tipik bir üç isimli dirhemdir.

 

656 H diğer bir olay da şudur: Maceralı bir yolculuktan sonra Karakurum’a varan Hey’et, Büyük Han’dan her iki kardeşin de Sultan olduğuna dair bir yarlık ile geri döndü. Bu yarlık mucibince Anadolu, Kızılırmak hudut olmak üzere ikiye bölünüyor. Kılıç Arslan IV Doğu, Keykâvus II de Batı Anadolu’nun hükümdarı oluyorlardı. 657 H’de Büyük Emir Hülâgu’nun huzuruna giden iki kardeş, bu şekilde memleketi paylaştıklarına dair burada da yemin ederek hükümdarlıklarını tescil ettirdiler. Fakat iki kardeş arasındaki rekabeti bu anlaşma dahi sona erdirememiştir.

 

Keykâvus II Konya tahtına kaldı ve sikke kesmeye devam etti [3]. Kılıç Arslan IV’ün başkenti ise Sivas şehriydi. Bu tarih (657 H) üç kardeş adını taşıyan sikkelerin de son senesidir. Sivas’ta 655 H de son bulmuş, Konya’da 657 H’de üç kardeş ve Keykâvus II adına basılmıştır.

 

Bizim kanımız, Üç Kardeşin fiilen 652 H’de sona eren müşterek saltanatı, hukuken 657 H’de yeni bir yarlık ile değiştirilinceye kadar geçerli kalmıştır. Sikke kesilmesi saltanat alâmeti olduğundan, bir kardeşin ölümünden sonra tam 5 yıl ismini kaldırmamak, Kılıç Arslan’ın 652-654 H arası hapiste kaldığı 2 yıl, Keykâvus’un İznik İmparatoru’na sığındığı bir yıla yakın zamanda isminin sikkelerde bulunması ve nihayet 655-657 H arası üç yıl kendi adlarına sikke kestirdikleri sırada da Üç Kardeş adını taşıyan sikkeler kesilmesi başka türlü izah edilemez. Bunu Moğulların gazabını çekmemek için yapmış olduklarını kabul etmek, “sikke kalıplarının değiştirilmediği” veya “birbirleri ile savaşmaktan kendi adlarına sikke kesmeğe vakit bulamadıkları” şeklinde izah etmekten çok daha mantıklıdır [4].

 

658 H’de Konya’da ve Lülü’e de Keykâvus II adına sikke kesildiği görülüyor. Aynı yıl Kılıç Arslan IV'da Erzincan, Madenşehir ve Saros'da sikke kestirmiştir.

 

659 H'de Kılıç Arslan IV Moğollar ile anlaşarak ağabeyinin Emir ve Kumandanlarını elde etti. Moğullar ile arası her zaman açık olan Keykâvus II bunun farkına varınca mukavemet edemeyeceğini anladı ve Antalya’ya çekildi. Burada Memlûk Sultanı ile anlaşma hazırlığında bulunduysa da bir netice elde edemedi. 660 H’de şehirde sikke kestirdiğini bildiğimiz Keykâvus II, sonra buradan deniz yolu ile İstanbul’a giderek Bizans İmparatoru’na iltica etti (Resim 5).

 

es-Sultanü’l a’zam

İzz’üd dünya ve’d din ebu’l

Feth Keykavus bin Keyhüsrev

ortada: el-azametü lillah

çevrede: Duri be bi-Medinet

Antalya sene sittin sittemi’e (660)

 

659 H’de Kılıç Arslan IV’ün Erzincan, Sivas, Madenşehir, Saros ve Gümüşpazar’da kesilmiş sikkesi vardır. Ama Keykâvus II’nin 659 H tarihli sikkesini göremedim. 660 H’den itibaren Konya tahtını da elde eden Kılıç Arslan IV Moğullar tarafından öldürüldüğü 663 H’ye kadar Anadolu Selçuklu Devletinin tek hükümdarı olarak kaldı.

 

Duribe bi Konya fi sene

(isneteyn Hamsin) sittemi’e (652) sittemi’e

(ilk iki rakam Divani yazılı) Üç Kardeş’e ait dirhem, Konya 652

Duribe bi Medinet Konya fi sene (ihda sittin) sittemi’e (661)

(ilk iki rakam Divani yazılı) IV. Kılıç-Arslan’a ait dirhem, Konya 661

 

Duribe Lülüe sene (sitte hamsin) sittemi’e (656)

(ilk iki rakam Divani yazılı)

Üç Kardeş’e ait dirhem, Lülüe 656

Halife adı yazılı değildir

Duribe bi Konya fi sene (hamse hamsin) sittemi’e (655)

(ilk iki rakam Divani yazılı)

Üç Kardeş’e ait dirhem, Konya 655

 

Duribe Lülüe sene (sitte hamsin sittemi’e (656)

(ilk iki rakam Divani yazılı)

Üç Kardeş’e ait dirhem, Lülüe 656

Halife adı yazılı tip

Duribe Medinet Konya fi sene (sittin) sittemi’e (656) (ilk iki rakam Divani yazılı) IV. Kılıç-Arslan’a ait dirhem, Konya 660

 

Selçuklu sikkelerinde kullanılan Divan rakamları hakkında:

 

Kısa yazmak gayesi ile yaratılan ve hesaplarda kullanılan Divan Rakamları Anadolu Selçukluları sikkelerinde bol bol kullanılmıştır [5]. Bu sebepten koleksiyoncuların her zaman rastlamaları mümkündür. Divan rakamları sikke hakkakının uygun gördüğü rakamlarda uygulanmıştır. Şöyle ki “bir”ler hanesinde görüleceği gibi, “on”lar hanesinde de, “yüz”ler hanesinde de görülmüştür. Hakkakın arzusuna göre tarihin tümü divanî yazılır veya sadece bir rakamı veya iki rakamı divanî diğeri normal yazı ile yazılabilir. Bu husus karışık gibi görünürse de sikkenin tarihi daha başka özellikler göz önüne alınarak hatasız çözülebilir (Resim 6 -11). Burada bu rakamlar üzerinde durmamın nedeni bazı kitaplarda bu rakamların karıştırılması yüzünden tarih hatalarının doğmasıdır. Meselâ Keykâvus II’nin bir dirheminde görülen rakamın “bir” olduğunu kabul ederek sikkeyi Develü’de 651 de kesilmiş olarak tanıtmak [6], Keykâvus’un bu tarihte tek başına hüküm sürdüğünü kabul etmek, daha açıkçası bunu iddia etmek demektir.

 

 

 


  1. Keykâvus II’nin ilk cülusuna ait sikkeleri Anadolu Selçukluları’nın paralarını gösteren bütün kataloglarda görülebilir.

  2. Ş. Erel, Nadir Birkaç Sikke, 1963. No. 1’de Konya okuyarak neşrettiği dirhemin Yapı ve Kredi Bankası Koleksiyonundaki diğer üç dirhem ile aynı olması dolayısıyla darpyerinin üzerine rastlayan delik yüzünden, Kayseri olan ismin Konya olarak okunduğu, hu hatanın Malazgirt Armağanı s. 361’de aynen tekrarlanarak sanki Kılıç Arslan’ın Konya’da sikke kestirmiş gibi göründüğünü belirtmek gerekir.

  3. Keykavus II’nin 657 H tarihli güzel bir dinarı İstanbul Arkeoloji Müzeleri Teşhirdeki Sikkeler Kataloğu, C. I, No. 1141 de görülmektedir.

  4. Malazgirt Armağanı, s. 286’da öne sürülen bu kanaat, 655 H’den itibaren iki kardeşin ayrı ayrı sikke kestirdikleri göz önüne alınmadan yazılmış olsa gerektir.

  5. Divan rakamları hakkında, Müze-i Hümayun Meskûkât Kataloğu 4. Kısmın girişinde gerekli malûmat verilmiştir. Bunu tamamlayıcı mahiyette olarak; N. M. Lowick, A Hoard of Seljuq Dirhams, N. Cir. June 1970, p. 213-250 deki liste incelenebilir. Aynca, hesap işlerindeki kullanımını anlatan, Selâhattin Elker, Divan Rakamları. TTK Yayınları, Ankara, 1953 faydalı bir eserdir.

  6. Teşhirdeki İslâmi Sikkeler, C I., No. 1139. Develü 651 ile birlikte diğer bazı şehirlerdeki 651 tarihleri de değişmelidir. Bunlar arasında Konya, Lülüe de vardır. Malâzgird Armağanı, s. 274-276 ve Teşhirdeki Sikkeler No. 1133. Bir de Kayseriye 654 H. olarak okunan ama divanî olarak aslında (1) yazalı olan tarihi de bu araya dahil etmek gerekir. Malazgirt Armağanı, s. 270, No. 3 ve Teşhirdeki Sikkeler C. I, No. 1131. Anadolu Selçukluları üzerine yazılmış biri genel, diğeri özel anlamda araştırma olan bu iki çalışma da Sayın İbrahim Artuk’un kaleminden çıkmıştır. Bu sebeple aynı hatalar tekrarlanmaktadır.

 

 

 

Başa Dön